Ne Ara Yüksek Seslerden Nefret Eder Olduk?
Ne Ara Yüksek Seslerden Nefret Eder Olduk? | 20’li Yaşlar Krizi
20’li yaşların öncesinde “Sesi ne kadar açabiliyorsan o kadar özgürsün” anlayışına sahiptik. Çevremizdekilerin “Kapat şu müziği artık, başım ağrıdı!” sitemlerine hiç anlam veremezdik. Çünkü olması gereken buymuş, eğlenmek tam olarak böyle bir şeymiş gibi gelirdi.

Sonra büyüdük. Büyümenin getirdiği sorumluluklar arttıkça stres ve baskı seviyemiz yükseldi; asıl yüksek ses kafamızın içinde yankılanmaya başladı.

Bitmeyen umutsuz düşünceler ve gelecek kaygısı, içimizdeki gürültüyü artırırken dışarıya verdiğimiz ses seviyesini düşürdü. Daha içine kapanık bir hale geldik ve tek arayışımız huzur oldu.
Zamanında anlam veremediğimiz her şeye yavaş yavaş hak vermeye başladık. Sanırım fark etmeden yetişkin olduk.

Geçmişteki o coşkulu, hayata daha pozitif bakan, insanlara sevecen yaklaşan ve sorumlulukları az olan kendimize yavaş yavaş veda ediyoruz. Artık yalnızlığı, sakinliği gürültü ve kalabalığa tercih ediyoruz.

Büyümek bir anda gerçekleşmiyor; etkisini yavaş yavaş hissettiriyor. Bir günde en sevdiğin müziği, ait olduğun ortamı ya da eski düşüncelerini pat diye bırakmıyorsun. Hepsi aslında varacağın noktalara uzanıyor. Hayat, sen fark etmeden senden bir şeyler alarak seni o noktalara taşıyor; aldığı şeylerin yerine yenilerini koyarak yola devam etmeni sağlıyor. Ve o yerine konan yeni parçalar, artık yeni senin bir parçası oluyor

İçimizdeki çocuğu hiç kaybetmememiz dileğiyle…
Yorum gönder